Bazende sevgili abilerim, ablalarım, değerli romalılar, dünyası yerle bir olur insanın. Hayat fazla kafa yormadan idare etmeyi sağlayan bütün anlamlarını yitiriverir. En akıllıca sandığınız fikirlerin saçmalığını, en içten sandığınız duyguların yapmacıklığını kavrarsınız. Aslında hiçbir konuda bir fikrinizin bulunmadığını, aslında hiç kimseye karşı bir şey hissetmediğinizi ve tüm evreninde size karşı aynı gaddarca kayıtsızlık içinde olduğunu. Hep gözünüzün önünde durduğu halde o güne dek her nasılsa yok saymayı başardığınız bu gerçeği fark ettiğiniz anda ilahi işleyişi de çözmek üzeresiniz demektir.
Tanrı, içindeki tahammülfersa boşluğu doldurmak için evreni yaratır. Evrenin içine gezegenleri, gezegenlerin içine dünyayı, dünyanın içine hayatı , hayatın içine insanı yerleştirir. Vee onun içine koyacak birşey bulamaz. İşte insan denen tuhaf hayvanın, varlıkların en yücesi ve anlamsızı kılınışının hikayesi…Evrenin orasını burasını felsefeyle, sanatla, aşkla, hatta ironik biçimde tanrıyla bezerken, ortak anlamsızlığın en küçüğünün elbette bir gerçeği unutması gerekmektedir: Hakikatte bütün kitaplar sayfaları doldurmak için yazılır.
Sevdiğiniz birinin ölümü, örneğin, yüzleşmenizi sağlayabilir kendinize söylediğiniz yalanlarla. İnsanları bir şekilde hayattayken öldürme becerisini kazanırsınız anlamsızca. Ama bilirsiniz ki siz katil değilsinizdir. İçinizdeki bir sevgi feda edilmeye hazırken, elinizden sadece kan damlalarını silmek kalır. Ağlaya ağlaya belki, siz kötü olamazsınız. Yanlışlar tabiki yaparız, yapmalıyız, ancak ozaman tadına varırız insan olmanın kadercilik anlayışından. Bir müziğin tadı gibi belki bir tiyatro sahnesinin üzerindeki tozlardan..O tozların huzurunu kaçırmak sizi öyle üzerki, içiniz feci bir şekilde dışlanmışlık duygusuyla dolar. Birden gözlerinize yaşlar hücum eder. Sonra bir toz tanesi sessizce gelir pamağınıza konar.Usulca oynatırsınız parmağınızı, hala ordadır.Derken diğeride ona katılır. Yerde yatarken üzerinize toz tanecikleri yağar.Sırt çevirdiğiniz hayat o noktada sizi kucaklarken hıçkırıklarınız fraktal bir dans müziğine dönüşür.
Bir gün toz zerrecikleri sizi bağrına basarsa, bilinki ya nirvanaya ulaştınız yada çıldırdınız. Hangisi olduğunakendiniz karar vereceksiniz.